26 Ekim 2012 Cuma

Bayan Ambivalans'ın İç Sesler Korosu

Sevgili Sevinç, bu öyküyü senin için yazıyorum. Dilerim okurken sıkılmazsın...
 Öyküde iki kahramanımız var; Bayan Ambivalans ile Bay Deryakuzusu. Kahramanlarımız somut dünyada yalnız oldukları bir gün cyber uzay boşluğunda karşılaşırlar. Sözcük seçimleri, müzik zevkleri bir anda onları alır ve büyülü bir rüyanın içine sürükler. Türm rüyalar gibi bu rüya da biter ve kahramanlarımız uyanır. Buraya kadar her şey beklendiktir. Zaten Bayan Ambivalans rüyanın hızla biteceğini her şeyin bir yanılsama olduğunu en başından Bay Deryakuzusu'na söylemiştir. Bay Deryakuzusu ise ilk duyduğunda "yanılsama" fikrinden hoşlanmamıştır, duygularının anlık olamayacağını söylemiştir. Fakat ne var ki; rüyadan uyandıklarında Bayan Ambivalans bunun bir yanılsama olmadığını duygularının gerçek olduğunu söylerken, Bay Deryakuzusu her şeyin "yanılsama" olduğunu söylemektedir altını kalın çizgilerle çizerek. Tam bu noktada Bayan Ambivalans iki yaşında annesi tarafından terk edilen çocuğun güvensizliğini yaşar. Aslında bu güvensizlik hissi Bay Deryakuzusu'ndan bağımsızdır. Zira Bayan Ambivalans bu hissi her ilişkisinde yaşamaktadir, belki annesine güvenli bağlanamadığı için, belki ödipal dönemini sağlıklı geçiremediği için, belki bağımlı bir kişiliği olduğu için belki ondan belki bundan ama hep bunu yaşamaktadir. Susturamadığı iç sesleri var; birbirinden farklı istikametleri işaret eden iç sesler... Şimdi sana bu iç sesleri tanıtacağım Sevinç... Bayan Ambivalans'ın en sevmediği iç sesi Bayan Sınır, o sürekli "ya hep/ ya hiç" der. Sabırsızdır, duyguları en uçlarda yaşayıp tüketmek ister, uğraşmak/ emek vermek onun için çok zordur, bunu başaramaz. Genelde de ilişkilerini mahveden bu sestir. Bayan Ambivalans'ın ikinci iç sesi Bayan Obsesif; o sürekli kontrol etmek ister, ilişkiyi akışına bırakmak onun için çok zordur, genelde o da karşısındakini de bunaltır. Sürekli olumsuz senaryolar fısıldar.  Bayan Ambivalans'ın üçüncü iç sesi Bayan Mazoşist; sürekli kendisine acır ve sürekli birilerinin canını acıtmasına izin verir. Değersizlik hissinden nefret eder; ama karşısındakinin ona değer vermemesi için de elinden gelen her şeyi yapar. Adeta acı sözler duymak için bilinçdışı bir dürtü ile hareket eder, sonra acı sözleri duyduğunda da kendini gerçekleştiren kehanetinin şefkatli kollarına bırakır ruhunu. Anlaması zordur onu... Bayan Ambivalans'ın dördüncü iç sesi Bayan Narsist; anlaşması zordur onunla, birisi sevse onu tüm saflığı ile, burun kıvırır, küçümser, kimseyi kendisine layık göremez. Bazen buz gibidir, çekicidir; ama kalıcı değildir. Çok kolay çekip gider, sürekli yeni hazlar peşindedir ve hiçbir haz onu tatmin edemez. Kendisi ile bile kavgalıdır. Bayan Ambivalans; Bayan Mazoşist ve Bayan Narsist arasında çok bocalamaktadır, çok yorulmaktadır. Bayan Ambivalans'ın beşinci iç sesi Bayan Histerik; çok çocuksu, sevimli, bazen seksi, ilgi çekmeye bayılıyor, Bayan Mazoşist ile çok iyi anlaşıyor ama Bayan Narsist'le birbirlerinden nefret ediyorlar.
Sevgili Sevinç, Bayan Ambivalans iç seslerinin etkisi ile sağa sola savrulurken, Bay Deryakuzusu onu anlamaktan uzaktır. Belki anladığı tek şey zahirdeki tutarsızlıktır. Bay Deryakuzusu, Bayan Ambivalans'a; "Sen yanılsama kal, benim başka gerçekliğim var." demektedir. Bayan Ambivalans, düşünmekten hasta olmuştur, gerçekken nasıl yanılsama olabilir, ya da yanılsama iken nasıl bu kadar gerçek hissedebilir? Arkasını dönüp çekip gitmek istemektedir; ama Bay Deryakuzusu'nu severken ve düşünürken bunu yapamamaktadır. Kendisini anlamsız bir senaryoda "öldüren cazibe" karakterinde bulmaktadır. Bay Deryakuzusu'nun kendisine hiç değer vermediğini düşünmektedir, sonra "ya bu düşünce yanılsama ise ya değer veriyorsa" diye fısıldıyordur iç seslerinden biri. Terkedilmekten korkarken, terkedilmek için bu kadar çaba harcaması Bayan Ambivalans'ın, Bayan Mükemmelliyetçi iç sesine kulak vermesinden mi acaba? Hoş tam o esnada Bayan Narsist seslenir; "sen terkedilmek için ne yaptın ki, o beş para etmezin teki zaten" der; arkasından Bayan Mazoşist; "çaba harca sana 'defol hayatımdan' deyinceye kadar çaba harca" der. Bayan Obsesif; "Belki şu an yeni sevgilisi ile konuşuyordur, baksana umrunda bile değilsin." Bayan Şizoid; "Kapa telefonunu, engelle onu, bir daha ne onunla ne de başkasıyla konuşma, kapan yalnızlığına.". Bayan Sınır; "Bak gördün mü bu erkekler böyle adiler, hepsinden nefret et." Bayan Makul; "Bu bir süreç ve geçecek, biraz canın yanacak ama geçecek." Bayan Anoreksiya; "Yemek yemeyi durdur, kendini yok etmenin en kolay yolu. Sen yok olursan acıların da diner." Bayan Histeri; "Hey dur sen güzel bir kadınsın, mahvetme bu güzelliği ve sun ona en güzel halini.." Bayan Melankoli; "Gir yatağına, çek perdeleri, sarıl yastığına ve gözlerin şişinceye kadar ağla."...
Bayan Ambivalans tüm bu koro içinde kendi sesini duyamamaktadır. Ne gitmeyi, ne kalmayı; ne sevmeyi, ne nefret etmeyi başaramamaktadır. Ne değerli, ne de değersizdir. Sürekli bir çiftdeğerlilik halindedir, bu yüzden adı Bayan Ambivalans'tır.
Oykümüz şimdilik burada biter Sevinç.

6 yorum:

  1. Yazının erkek versiyonu üzerine çalışıyorum epeydir. Sanırım hem erkekler hem de bayanlar familyasında bu içses karnaşası içinde kalan bir çok insan var. Uzun zamandır "eksik nerede?" sorusuna cevap arıyorum ki sanırım cevap yerine geçebilecek o kadar çok madde var ki toparlayıp tek bir cümlekurma işini de pek beceremiyorum.. Yazı güzel, güzelliğini ifade etmek için; aklına mı, yüreğine mi, parmaklarına mı yoksa hissiyatına mı iltifat etsem bilemedim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, mutlu oldum.

      Sil
  2. Icsesleriyle temas ederken bu yazi feerique etkide bir sarki tesekkurler madame la fée

    YanıtlaSil
  3. Bir bayan ambivalans olarak ne yapmam gerektiğini ya da tavsiyeni bana iletebilir misin? Çemberinin icinde dönüp dolaşan ve hep aynı hazin sonuca ulasan ve en sonunda da kendi sıkıntılarının farkında olan biri olarak artık bu çemberi kırmak istiyorum. Kendi çabamla bir süre sonra herşey normale döner gibi oluyor ama ilk etkileşimle birlikte zaman geçtikçe tüm sesler tekrar birbirine karışıyor :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi deneyimimde gordum ki; kendimi sevmiyorum ve degeri hep disardan bekliyorum. Kendimi sevmeye/ kendimle ilgilenmeye /birseylerle mesgul olmaya baslayinca o kısır donguden cikmak daha kolay oluyor.

      Sil
    2. Problemimin çoğu bu özgüven eksikliği... Dışarıdan bakınca çok doluyum da kendime hep eksik. Destek almayı ďüşünüyorum bir psikologdan, belki göremediğim can alıcı bir nokta vardır farkındalığımı arttırır diye. Umuyorum... Teşekkürler cevap için ;)

      Sil